
2/12/2007 - VEDA’ YA ON KALA…
VEDA’ YA 10 KALA…
Bugün, tam da şu anda koşa koşa yanına gelip elini öpseydim, hayır duanı alsaydım. sarılsaydım sımsıcak kucağında öylece kalsaydım. herşeyden korunduğumu bildiğim o güvenilir kucakta biraz daha uzun kalabilseydim. Hayat beni senden, seni benden bu kadar da çabuk ayırmasaydı daha neler yapacaktık değil mi babacığım.
Sana tam da şu anda nasıl ihtiyacım var bir bilsen. Canımın ne kadar sıkıldığını, ne kadar yalnız olduğumu görsen, kimseye açamadığım yaralarımı bir görsen kalbimde. İyileşmeyen, gittiçe çoğalan derinleşen o müzmin yaraları bir sen sarabilirdin belki de. Sana ihtiyacım var babam… belki sana da hiç bişey anlatamayacağım biliyorum ama sana sarılmaya kokunu duymaya ihtiyacım var. Sevgiyle karşılıksız baba gibi bakan gözlerine ihtiyacım var. Bana kızmana bile ihtiyacım var belki de. Ama sen bana kızamazsın ki. Ben senin küçücük kızın değil miyim. Hiç büyümeyen küçücük kızın. Akan gözyaşlarımı sen sil istiyorum. Sen sarıl sen avut beni istiyorum. Çok yoruldum babacım, yanında dinlenmek istiyorum. Hayata yeniden başlamak belki de… her baba deyişimde kalbim nasıl sızlıyor hissediyormusun sende orda. Ah çekişlerimi duyup bana sarılıyorsun belki de. Rüyalarıma geliyorsun. Yüzünü gösteriyorsun bana ama bu bana yetmiyor. Ben sıcaklığını hissetmek istiyorum babam.
Özlüyorum seni. Çok.
canım babam seni ne kadar özledim bi bilsen. rüyalarıma her girişinde nasıl bayram ettiğimi girdiğin her rüyamı sanki yaşanmış bir anı gibi hatırımda sakladığımı bir bilsen. sırtımı sıvazlamanı allah sırtınızı yere getirmesin kızım deyişini, sevgiyle anneme bakan gözlerini, beş vakit secdeye giden silüetini, hergün kuranı kerim okurken duyduğum o güzel sesini... anlattığın öyküleri hikayeleri... zorluklarla geçen çocukluk hatıralarını belki defalarca anlatmanı... sabah yatağımın ayak ucundan geçerken sevgiyle beni namaza kaldırışını... her akşam karşılıklı içtiğimiz türk kahvelerini...birlikte dinlediğimiz radyoda ki arkası yarınları, arada çektiğin uzun havaları... hatuuun diye anneme seslenişini.. herşeyini ama herşeyini çok özledim.
umarım yerinde rahatsındır ve umarım sana yakışır bir evlat, Allah’a kul Muhammed (sav)'e ümmet olmayı becerebilirim.
seni çok seviyorum. rabbime emanet, peygamber efendimize komşu ol inşallah.
|
|
okuyanların yazdıkları (12) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı
|
11/9/2007 - Her Yıkımda Kardelen Olmalı
Odamdayım… Ve odanın tam ortasında, mum ışığının tam kıyısında kollarımı açmış kelebek simleri altında dans ediyorum. Gözlerim kapalı… Dudaklarım tebessüm etmekte. Yüreğimse buruk, garip bir sızının sol yanıma çöreklenişine tanık.
Duvarlara çarpan müzik susuyor, gece üstüme yığılıyor; bütün yıldızlar saplanıyor vücuduma. Usul usul düşüyorum dizlerim üstüne. Ellerime dökülen gözyaşlarımı asıyorum yıldızların yerine; kararmış gökyüzüne uzanıp. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum kayıplarıma. Ağlayamıyorum!
Odanın her yerine kır çiçekleri serpiyorum. Kelebekleri uçuruyorum başımın üstünde. Hatta birini burnumun ucuna konduruyorum; olmuyor… Papatyalar yakışmıyor bana; sevmiyor beni.
Yitirdiklerim kazançlarımın üstüne bir sis perdesi gibi inip görünmez kılıyor. Kum taneleri kadar ufak olup avuçlarımda kalan umutlarımı yok sayıyor. Başarılarımı sahilin şeklini bozan hırçın bir dalga gibi bozuyor. Ve ben sadece gözyaşı döküyorum. Her damla yaşta ruhumun yanaklarımdan sızdığını hissediyorum. Anlamsızca acıyor içim. Acıdıkça kanıyor…

Ve gecenin içinden parlak tanımlayamadığım renklere batmış aydınlık kanatlı bir at çıkageliyor. Her şaha kalkışında gökyüzünde an’lar beliriyor. Mutlu ben, yenik ben… Hırçın, mazbut, sert, hırslı, yorgun ben. Yalnız ben… Sevdikleriyle ben. Her karede ayakları altında bir kardelen başkaldırıyor; hırsla. Bana dokunarak, gözyaşlarımı silerek. Başkaldırıyor bir kardelen; yüzüme bir tebessüm kondurarak. İçimi soğutan karları delerek dağıtıyor karanlıkları.
Ve ben dizlerim üzerinde doğrularak gülümsüyorum her düşüşe… Ve ben güzelleşiyorum her kardelen oluşumda…

|
|
okuyanların yazdıkları (3) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı
|
7/9/2007 - HİÇ KİMSEN...

Seni neden sevdiğimi sordun defalarca bana. Bu sorunun cevabı yok ben seni sadece sevdim. Bir insanı her şekilde ve her şeyiyle sevmeyi senden öğrendim. Aşkı yaşadım. İlk defa birinin gözleri kelimesiz bıraktı beni. İçimin kadın yanı sendin ve senin içinin erkek yanı ben. Bu benzerliğin küçük gizleri vardı kimselerin anlamayacağı. Bazen benim iç sesimi senin dudaklarından duymak gibi. Kelimelerin anlatamayacağı öyle bir giz ki bu. Beni sana tutsak kıldı. Ve ben şimdi senin bana geldiğin yöndeyim. Bir yanım hep kokunu özler. Bir yanım hep der unut gitsin.
Canımı yaktığın nice geceler vardı, bir mezarla konuşacak kadar yalnız kaldığım gecelerde, ilk terk eden hep sen oldun beni. Senin bende her şey benim sende hiçbir şey olduğum sayısız saatler. Yinede gözlerini gördüğümde nefretten aşka sancılandı yüreğim. Senin kim olduğunu saklayarak neden bu halde olduğumu soran yürek yoldaşlarıma her şeyden önce ömrümün gizinde saklı olan sevdiklerime sözcüklerle bir şeyler anlatmaya çalışırken hep seni haklı çıkaracak sözcükleri seçen dudaklarıma şaşkınlıkla bakarken aşk bu dedim içimden. Koşulsuz sevmeyi ve sevmek için iki kişi gerekmediğini ben sende öğrendim. Aslında tek kişilik senaryoda iki yüreği yüreğimde taşımayı ben sen yokken de bilirdim.
Ezan okunuyordu seni ilk gördüğümde dudaklarımdan o an senin isminin geçmesine tanık olan kulaklarımın şaşkınlığı arasında sevmiştim seni. O anı geçiştirmeye çalışan edalarla yürümüştüm evime giden yollara. Ve seni hep okunan sabah ezanıyla uykularıma bırakarak sevdim. Ben seni hep ezanla sevdim. Tek tanığım ezan oldu seni sevmelerime. Uykusuz bir gece ve sen ve ezan. Yüreğinde ki inancı sevdim en çok. İnancın belli kalıpları olduğunu iddia eden ve bu kalıplar dışında yaşayanın inancı taşımayacağını iddia eden onca insanı yanıltan seni sevdim, tıpkı bende yanılmaları gibiydi.
Kirpiklerimin bıraktığı ıslaklık bir tuz tadı karıştırıyor yüreğine, hissedebiliyor musun?
Belki de demek istediğim kim bilir. Bizim bir masalımız vardı gerçeklerden daha anlamlı, bizim bir gerçeğimiz vardı belki yalnızca masal olan. Sana başka sözüm yok istersen gidersin ama belki bende kalmak istersin ne dersin ? Ben seni kalbimde demledim. Seni severken ihaneti, inancı taşıdım içimde. Kalbimin sen tarafında her şey vardı.
Her şeyde biraz sen değil, her şeyde hep sen varsın.
Senin beni kayıtsızlığa bıraktığın günlerde geceleri apansız üşüyerek uyanırdım. Yalnızlığın gelirdi yanıma. Tetikte kalan acılarla vurulan yanların. O anda yanında olamamak her şeyden çok acıtırdı canımı. Arayamazdım seni git demiştin bana bilirdim. Susmalıydım. Dualarımla ulaşmaktan başka seçeneğim kalmazdı ve senden gelen acıyı böyle gecelerde gönlüme zikir eylerdim. Seni bu yüzden her ezanda Rabbim’e ısmarlardım. Aşkın mecaz oyunlarına uymadı hiçbir zaman yaptıklarım. Ben seni etkili olduklarını gün geçtikçe keşfettiğim hayat kurallarıyla sevemedim işte. Kaybetmekse kaybettim,yenilmekse yenildim,anlaşılmadım,sevilmedim ama ben seni sadece sevdim...Gerçek zaferlerin yalanlarla kazanıldığını öğretse de hayat ve sen inanmasan da ben seni yalansız sevdim. Ben senle ne çok şeyi sevdim .BEN SENİ SADECE SEVDİM . Bırakıp ta gittiğin bir şey hep kalacak buralarda. Seninle el ele gezdiğim viran sokaklar hiç olmayacak, senin omzunda uyuyarak geçireceğim yolculuklar, seninle yaşanacak çocukça hınzırlıklar,ve yaşanmamışlığı içimi kanatacak bir çok an hep içimde yaşanmamış kalacak. Sen beni başka bir hayata erteleyeceksin ve başka bir hayat hiç olmayacak. Ve ben bu anları başkalarıyla yaşarken sevgim ihaneti tadacak ve ben en çok sana kızacağım ve ben en çok seni seveceğim. Senin beni büyük bir rahatlıkla başkalarının kollarına bıraktığın anlarda bile ben seni sadece seveceğim.

Senin uyanmaya hazırlandığın şu saatlerde ben senin yarım kalan uykunu uyumaya gidiyorum. Aynadan gözlerime gözlerimden sana ulaşıp konuşuyorum.
İyi uyu sevgilim... HİÇKİMSEN.....
|
|
okuyanların yazdıkları (2) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
gelirken kimsenin haberi olmadı. gittiğimizde adımız biryerlerde yazılı kalır mı acaba. mezar taşından başka...
|