benim dünyamda herşey var

25/2/2008 - Azrail Oluyorsun

 

Azrail Oluyorsun

 

kördüğümsün fikrimde, çözülmeye niyetsiz

açan bir gül, gözyaşlarımla beslenen

mavi bir okyanus ömrüme inat, dalga dalga

yüreğime asırlık derdin binmiş, soluğu ensemde

saklasam da orta yerindeyim sevdanın

müebbet giymiş mahkumun uykusuzluğundayım

tutmayım seni, işkence kaldığın her an

gideceksen git, durma bir an

içimde depremler

içimde yangınlar

seni tutsam, ağlasan bıraksam

saçlarını belik belik yapsam

gözyaşlarım yüklü bulutlarla uğurlasam

kafamı vursam duvarlara

bir inada binse ömürlük sevdam

yıksa da, yıksa da yine mutluluğu aşkında bulsam

nasılsa adımlarına söz geçmiyor

gideceksin kafaya koymuşsun sen

kal desem faydasız... yakıyorsun

bir ömürlük sevdaya azrail oluyorsun...

ne olmuşsa bu yalancı baharlarda olmuş

kış bitmemiş, yakacak odun tükenmiş

kalmışım çırıl bir halde ayazlarda

sorgusuz bir sevda diye yaslanırken

çilesi yaklaşmış, hüzün takalarının,

yüreğimi saldığım hırçın sularda...

istanbul kalabalığımsın istanbul

koskoca toprakların derdi gibi apaçık

gün geliyor kemiriyor ıssızlığım

ve bir gün aslı olmayan bir gülüş.

yanağımın sana ayırdığım öpücük boşluğunda...

bunca kedere

bunca sevmişliğin üstüne

neyi uydursam kar etmez...

sisli bir ankara olur bakışlarımın altı

heybetinden devrilmiş dağ sanki

sokak arası berduşlar misali

sallana sallana geziyor sevmediğin adam şimdi

nasılsa adımlarına söz geçmiyor

gideceksin kafaya koymuşsun sen

kal desem faydasız... yakıyorsun

bir ömürlük sevdaya azrail oluyorsun...

 

Denizhan Burhan

okuyanların yazdıkları (2) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı

21/10/2007 - Bırakıp Gittin Beni



bırakıp gittin beni bütün kapılarda
bütün çöllerde tek başıma kodun
şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
vardığım hiç bir yerde değildin
sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
denizde dalgakırandan da boş,

boşluğunu bir günün
seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği

bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden 

 

Louis Aragon

okuyanların yazdıkları (1) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı

23/9/2007 - YAĞMUR - NURULLAH GENÇ

YAĞMUR

 

Var edenin adıyla insanlığa inen nur

Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur

Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından

Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat

En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozbulanık suları yudumladım

Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları

Yağmur seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

 

Hasretin alev alev içime bir an düştü

Değişti hayal köşküm gözümde viran düştü

Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

 

İhtiyar cübbesinden kan süzülür nebinin

Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

Sarsılır ebu kubeyz kovulmuş feryatlarla

Evlerin anasına dikilirken yeşil bayrak

Yeryüzü avaredir yapayalnız ve kurak

Zaman ayaklarımda tükendi adım adım

Eyula bir ağ gibi ördü rüyalarımı

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

 

Yağmur gülşenimize sensiz baldıran düştü

Düşmanlık içimizde dostluklar yaban düştü

Yenilgi ilmek ilmek düğümlendi tarihe

Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

 

Bir güzide mektuptur çağların ötesinden

Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına

Yayılır o en büyük muştu pazartesinden

Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına

Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin

Sükutu yar sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım

Bir cezir yaşadım ki yaşanmamış mazide

Dokunduğun küçük bir nakışta ben olsaydım

 

Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü

Yarılan göğsümüzden umutlar bir can düştü

Yağmur kaybettin bütün hazinesini ceddin

En son avucumuzdan ince ve mercan düştü

 

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan

Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar

Mutluluk nameleri işitirler hiradan

Bir devrin korkusuyla halkalanır yokuşlar

Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri

Paramparça ateşler şahının hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım

O mücella çehreni izleseydim ebedi

Sana sırıl sıklam bir bakışta ben olsaydım

 

Sarardı yeşil yaprak dal koptu fidan düştü

Baykuşa çifte yalı bülbüle zindan düştü

Katil sinekler deldi hicabın perdesini

İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü

 

Dolaşan ben olsaydım sahabenin damarında

Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin

Ebedi aşka giden esrarlı yollarında

Senden bir kıvılcımın süreyya bir şulenin

Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü

On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım

Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak

Uğrunda koparılan bir baş ta ben olsaydım

 

Sensizlik depremiyle hancı düştü han düştü

Mazluma sürgün evi zalime cihan düştü

Sana meftun ve hayran sana ram olanlara

Bir bela tünelinde ağır bir imtihan düştü

 

Badiye yaylasında koklasaydım izini

Kefenimi biçseydi ebvada esen rüzgar

Seninle yıkasaydım acılar dehlizini

Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar

Üstüne pırıp pırıl damladığın bir kaya

Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım

Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu

Bahiradan süzülen bir yaş da ben olsaydım

 

Haritanın en beyaz noktasına  kan düştü

Kırıldı adaletin kılıcı kalkan düştü

Mahkumlar yargılıyor hakimler mahkum şimdi

Hakların temeline sanki bir volkan düştü

 

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri

Ahuların içinde sevdan ak kor gibidir

Erdemin bereketin doldurur haneleri

Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir

Şemsiyesi altında yürürsün bulutların

Sessiz yükü zehirdir en güzel imbakların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım

Çözülürdü zihnimde buzlamış düşünceler

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

 

Sensiz tutunduğumuz dallardan yılan düştü

İlkin karardı yollar sonra sonra heyelan düştü

Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer

Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

 

Yağmur duysam içimin göklerinden sesini

Yağarsın taşlar bile yemyeşil filizlenir

Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini

Sel gider de zulmetin çöplüğü temizlenir

Yağmur bir gün kurtulup çağın kundaklarından

Alsam ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım

Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

 

Şehirler kabus dolu köylere duman düştü

Tersine döndü her şey sanki asuman düştü

Kırık bir kayık kaldı elimizde hayali

Hazindir ki dertleri aşmaya umman düştü

 

Ayrılığın bağrında büyüyen bir yaradır

Seni hissetmeyen kalp kapısız zindan olur

Sensiz doğrular eğri beyaz bile karadır

Sesini duymayanlar girdabında boğulur

Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin

Şaşkınlığa açılır gözleri görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradım

Bir melal zincirine takıldı parmaklarım

Yeryüzünde seni bir görmüş de ban olsaydım

 

Sensiz ufuklarıma yalancı bir tan düştü

Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü

Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül

Yüzyıllar boyu dorukta bekleyen sultan düştü

 

Ay gibisin güneşler parlıyor gözlerinde

Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay

Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde

Sümeyrayı arıyor her damlara bir saray

Tahumlar ve iklimler senindir mevsim senin

Bekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur bir gün elimi ellerinde bulsaydım

Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

 

Tavanı çöktü aşkın duvarlar üryan düştü

Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü

İniltiler geliyor doğudan ve batıdan

Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

 

Islaklığı sanadır ahımın efganımın

İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler

Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın

Nazarın ok misali karanlıkları deler

Bu değirmen seninle dönüyor ahenk senin

Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım

Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar

Sana hicret eden bir kureyş de ben olsaydım

 

Yağmur sayrılığıma seninle derman düştü

Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü

Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün

Bir dönüm noktasında aklıma rahman düştü

Nefesinle yeniden çizilecek desenler

Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek

Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler

Anneler çocuklara hep seni içirecek

Yağmur seninle biter susuzluğu evrenin

Sana mümindir sema sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle hep seninle dolsaydım

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

 

Kardeşler arasına hey hat suizan düştü

Zedelendi sağduyu körleşen izan düştü

Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın

Bahçemize sensizlik hazan düştü

 

Yağmur seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Çöl de seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Bahiradan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Yer yüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Sana hicret eden bir kureyş de ben olsaydım

Damar damar seninle hep seninle dolsaydım

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

 

Nurullah Genç

okuyanların yazdıkları (5) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı

10/7/2007 - Gidersen Yıkılır Bu Kent

 

 

GİDERSEN YIKILIR BU KENT

 

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde

 

AHMET TELLİ

okuyanların yazdıkları (3) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı

2/6/2007 - BENDEN ÖTE BENDEN ZİYADE

Bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme 
Hücrem soğuk bir tek sen varsın düşlerimde 
Demir kapı yine kapandı ağır ağır üzerime 
Kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime 
Derin derin soluyorum seni gecelerce 
Duvarlara kazıdım ismini her köşeye 
Dudakların şeker gibiydi 
Baldan öte baldan ziyade 
Pembe pembe yanakların 
Gülden öte gülden ziyade 
Sabret gönül sabret 
Sakın isyan etme 
Bir gün elbet bitecek bu çile 
İsyan etme 
Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
 Orda öyle bir isim var ki 
Kuldan öte kuldan ziyade 
O'nu düşün o'na sığın 
O senden öte benden ziyade 
Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde 
Ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde 
Gözyaşlarım akıp gidecek 
Selden öte selden ziyade
 Bir canım var vereceğim 
Baldan öte baldan ziyade 
Sabret gönül sabret 
Sakın isyan etme 
Bir gün elbet bitecek bu çile 
İsyan etme 
Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze
 Orda öyle bir isim var ki 
Kuldan öte kuldan ziyade
 O'nu düşün o'na sığın 
O senden öte benden ziyade 
Bir ben var ki benim içimde 
Benden öte benden ziyade 
Bir sen var ki senin içinde 
Senden öte senden ziyade 
BARIŞ MANÇO
okuyanların yazdıkları (2) :: yazmakla klavye aşınmaz! :) :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

gelirken kimsenin haberi olmadı. gittiğimizde adımız biryerlerde yazılı kalır mı acaba. mezar taşından başka...




Son Yazılarım

bebeğim için kek (cevizli & fındıklı)
BENİM MİNİK KIZIM
gelen bi maili sizlerle paylaşmak istedim
Azrail Oluyorsun
oylamaya katılalım!
VEDA’ YA ON KALA…
BU UNUTULUR MU ?
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 12>Akrostişler
Bırakıp Gittin Beni
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 11> İngilizce K
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 10> İsimler ve
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 9> Fonetik Alfa
Kadir Geceniz Mübarek Olsun!
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 8> Rakam-Şekil
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 7> Bağlama Meto
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 6> Çağrışım Sis
YAĞMUR - NURULLAH GENÇ
DİZİ YAZI >HAFIZA GELİŞTİRME >>Bölüm 5> Olumlu Düşün
RAMAZAN AYINIZ MÜBAREK OLSUN



Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta


ARİF NİHAT ASYA * NAAT



KIL BENİ EY NAMAZ * SENAİ DEMİRCİ



BİZİM VATANIMIZI BÖLMEYE ÇALIŞANLARA DA BİR CEVAP OLSUN BU! ŞEYH ŞAMİL'İN RUS ÇARINA CEVABI

Kategoriler






ŞİİR KÖŞESİ


ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

Orhan VELİ

Arkadaşlarım













cerenimo74 / cerr

EKLEMEK İSTERSENİZ DİYE!





hazan
sengidince ess...
gizemli
Mavikelebek
saubjk

Get your own Poll!